26 Ocak 2014

UYKU SORUNSALI VE MUTLU SON...


Uyku… Yeni bebeği olan ailelerin en çok ihtiyacı olan şey. Ah bir uyusa da azıcık kestirsem, gözlerim kapanıyor, hadi bebeğim azıcık uyu nooluuur…  

Bizde de aynı şeyler oldu. 4 ay boyunca Rüzgar’ı uyutmakla uğraştık. Çünkü farkında olmadan kucakta uyutmaya alıştırmıştık. Ayakta sallamaya nedense en başından karşı çıktım, sanki kafası bir o tarafa bir bu tarafa sallanarak çocukcağız sersemleşiyor gibi geldi hep. Ama uykunun bebeğe öğretilebilecek bir şey olduğunu 4.aydan sonra öğrendim, tabii ki kendi kendime değil, uyku danışmanımız Pınar Sibirsky sayesinde. Bu ismi duyduğum anda yüzümde bir gülümseme beliriyor ve ‘’Allah razı olsun’’ diyorum her seferinde. 


Öncelikle biraz Rüzgar’ın ilk 4 ay uyuma stilinden ve sürelerinden bahsedeyim. Allah’a şükür kolik değildi, çok ağlayan, yaygaralar kopartan bir bebekte değildi. Ama uyumuyordu işte. Sürekli pışpış, bir o kucağa bir bu kucağa, ağlatmamak için her gün bir yenisi eklenen teknikler. Sonuç, ağızda emzik, mutfakta aspiratör açık, hafif sallantılardan zıplamaya varan bir hareketle Rüzgar bey uykuya dalar.. Uykuya dalması yeterli değildir, uykuyu biraz derinleştirmesi beklenir, o sırada eğer ciddi derinleştiyse emziği kendiliğinden atar, ya da milimetrik hareketlerle ağzıdan alınır, emziksiz yatırma sebebi de yüzüstü yatırmamız ve boğulmasından korkmamızdı başlarda, bir de düştükçe uyanıp ağlaması tabi. Emzik alındıktan sonra odasına gidilir (ilk 1-2 ay odası dışında her yerde uyuduJ) , usulca yatağa yatırılır. Başarılı olunursa odadan ayrılınır, kameranın sesi sonuna kadar açılır ve yatılır. En ufak bir sesi bile abartılı bir şekilde yansıtan kamera sayesinde (odasıyla aramızda en fazla 10 adım vardırJ) Rüzgar’ın nefes alıp verişleri eşliğinde uykuya dalınır. Uykunun en tatlı kısmında mıkırdanmalar duyulur ve jet hızıyla yataktan kalkılıp odasında bitilir, emziği ağzına vererek dalması beklenir, şanslıysak hemen dalar ve emzik ağızdan alınır, değilsek odasındaki koltukta sızılır… Bu gecede 5 ila 10 kez tekrarlanabilir. Aralarda da 2-3 saatte birbiberonla süt verilir tabii. Kısacası uyku hayal olur, saat 6’da uyanan Rüzgar’la güne yeniden başlanır. Gündüz uykuları ise kucakta başlanıp çoğu zaman uyanmasın diye kucakta bitirilir. Tabi hissizleşen kol ile birlikte :)


Günler böyle geçip giderken, annelerim (Hakan, eşim zaman zaman yatıya gittiği ve gece uçuşları olduğundan ya kendi annem ya da kayınvalidem sürekli kalıyorlardı) ve eşimle artık buna bir çözüm bulmamız gerektiğini konuşup duruyorduk. Uykuyla ilgili kitaplar okuyorduk, kendi çapımızda bazı yöntemler deniyorduk. Rüzgar çok hızlı kilo alan bir bebek olduğundan artık o uykuya dalana kadar kollarımızda derman kalmıyordu, ileride bu nasıl olacaktı düşünemiyorduk. Bir akşam eşim internet başında uyku konusuyla ilgili bakınırken bana uyku danışmanları olduğundan bahsetti ve başarı öykülerini okuduk birlikte. İnanamadık, başarılı olan kişilerin bebekleri akşam yatırılıp sabaha kadar uyuyorlardı. Hayaldi bu. Hemen aradım, Pınar Hanım’ın insana güven veren sıcacık sesi beni hemen ikna etti. Zaten ikna olmaya hazırdım sanırım. Telefonu kapatıp anlattım dinlediklerimi. Yaklaşık 1 hafta olur mu olmaz mı, yapabilir miyiz, ya çok ağlarsa, kendi kendine uyuyabilir mi, vs vs.. şeklinde düşünüp durduk. Sonunda denemek istediğimize karar verdik, yoksa bu iş iyice içinden çıkılmaz bir hal alacaktı. Karar verdikten sonra Pınar Hanım ile tekrar konuştuk, 3 gün boyunca dakikası dakikasına uyku güncesini tuttum Rüzgar’ın. Nerede, nasıl uykuya daldı, kaç dakika uyudu, ne zaman mama yedi gibi. Sonra Pınar Hanım’a yolladım ve programımızı beklemeye başladım. Kısa sürede Pınar Hanım Rüzgar için bir uyku programı hazırladı. Bu program bebeğin kaç aylık olduğuna ve Rüzgar’ın uyku güncesindeki bilgilere göre şekillenen ona özgü bir programdı. Eşimin uçuşunun olmadığı 3 gün üst üste evde olduğu zamana denk getirerek ilk gündüz uykusuyla başladık uygulamaya. Yatağının yanına bir sandalye koyduk, gündüz ve gece uyku rutinlerimizi belirledik. (Rutinden kasıt bebeğe  uyuması gerektiğinin sinyallerini verecek bir takım aktiviteler, ellerini ayaklarını yıkamak, banyo yaptırmak, mama vermek, ninni söylemek gibi, herkesin kendine göre belirleyebileceği şeyler, gündüz uyku rutinleri daha kısa, gece ise biraz daha uzun tutulabilir). Amaç o rutinden sonra uyuması gerektiğini bebeğe öğretmek. Aslında bizler hiçbir şey bilmeden dünyaya gelen bebeklerimize nasıl uyumaları gerektiğini farkında olmadan öğretiyoruz. Sallayarak,memede, kucakta, pusette, dışarıda… Bebek uyanınca hep aynı şeyi yapıyoruz, o da her uyandığında aynı şeyi yapmamızı bekliyor ve bu bir kısır döngüye dönüşüyor. Sonuç olarak da bebek nasıl uyuyacağını öğrenmiş, benimsemiş ve ondan farklı bir şekilde uyuyamaz hale gelmiş oluyor.
Gelelim bizim ilk deneme günümüze, Rüzgar bizi ve Pınar teyzesini çok şaşırtarak kısa bir sürede uykuya daldı ve 2 saat uyudu. Hemen arayıp söyledim, çok fazla sevinmememizi, bir tesadüf olabileceğini söyledi. Ama eşimle içimizden bir ses bunun olacağını, başaracağımızı söylüyordu. Gün boyunca 3 gündüz uykusu yaptık, hemen hemen hepsi başarılıydı. Öyle korktuğumuz gibi de ağlamıyordu üstelik. Uykuya dalana kadar odasında olduğum için ağlarsa ninni söylüyordum, hafifçe sırtını okşayıp ona yalnız olmadığını, yanında olduğumu hissettiriyordum. Sıra geldi gece uykusuna. En çok korktuğumuz da buydu. Pınar hanım 4-5 aylık bir bebeğin gece 9-11 saat aç kalabileceğini söylemişti ve doktorumuzla konuştuğumuzda oda onaylamıştı. Biz tabi ki bu işin nasıl olacağını, bu kadar iştahlı bir bebeğin sabaha kadar yemeden nasıl uyuyacağını kestiremiyorduk.( Bu arada uyku eğitimine başlamadan önce bunun büyük bir parçası olan uyku arkadaşı edindik. Yumuşak, tüysüz, bebeğinizin sarılabileceği bir oyuncak. Eğitime başlamadan 1 gün önce gece boyunca atletimin içerisinde tuttum ve ona anne kokusunun sinmesini sağladımJ Daha sonra yatağına koyduk. İlk günlerde pek ilgilenmese de artık onsuz uyuyamıyor, uyandığında elinde oluyor genellikle). Gece rutinimizi uyguladık. Bunu yaparken, yani rutinler sırasında bebekle yalnız olmanız gerekli. Dilerseniz hafif bir muzik açılabilir ya da ninni söyleyebilirsiniz onu sakinleştirmek için. Yatağına yatırdığımda bir iki mıkırdandı, hafifce sırtını sıvazlayıp yanında olduğumu hissettirdim. Hafif hafif ağlasa da yine kısa bir sürede uykuya daldı. Tabi bu sırada saat 18.30 civarlarıydı ve bu saatte gece uykusuna yatması zaten bizi şaşırtmaya yetiyordu. Gece 23.30 gibi o uyurken son mamasını verecektik ve sabaha kadar mama yemeden uyumaya bırakacaktık. 23.30’a kadar aralarda hafif ağlamalar, mıkırtılar oldu ama sadece kameradan izlemekle yetindik. Tabi bu sırada içimiz gidiyordu, gidip kucaklamak geliyordu içimizden o ayrı. Ama bir karar vermiştik ve eğer bunu bozarsak ona kötülük yapmış olacaktık. 23.30’da uyurken onu yatağından alıp biberonla sütünü içirdim. Altını değiştirip yatırdım. Yine dalana kadar yanında kaldım. Rüzgar uykuya daldıktan sonra saat 12.00 civarlarında eşimle biz de yattık. Kameranın sesini sonuna kadar açıp yanımıza koyduk her zamanki gibi. Ama ağlasa da gitmeyecektik zaten. Büyük bir heyecanla uykuya daldık.
Rüzgar’ın ağlama sesiyle birlikte gözlerimi açtım, eşim de aynı anda uyandı, hemen saate baktık, 07.10… Şok… Nasıl yani, sen kalktınmı hiç, hayır kalkmadım sen, yoo şimdi uyandım, olamaz sabaha kadar uyudu mu, kameranın sesi açıktı dimi, biz mi duymadık acaba, nasıl olur ilk geceden mi uyudu yani… konuşmaları eşliğinde Rüzgar’ın odasına gidip mutlu bir ‘’Günaydııııın’’ dedik oğluşumuza :) Ağzımız kulaklarımızda, evde bir bayram havası, annelerimizi arıyoruz, inanamıyoruz bir yandan. Böyle böyle derken Rüzgar 10 aylık oldu ve hala aynı şekilde devam ediyoruz. O günden beri gece yatağıma yattıktan sonra sabaha kadar hiç uyanmadan deliksiz uyuyorum. Bu bebekli bir aile için çok büyük bir nimet biliyorum. Üstelik emziği de uyku eğitimi sırasında hiç vermediğimiz için ondan da sonsuza dek kurtulmuş olduk...
Bu arada gündüz uykularıyla ilgili aynı şeyi söyleyemeyeceğim, gününe, isteğine bağlı olarak az ya da çok uyuyabiliyor, çok düzenli sayılmaz. Ama gece uykusunda 18.30-19.30 arası bir saatte yatıp sabah 06.00, 08.00 arası bir saatte uyanarak bizi çok mutku ediyor Rüzgar. Bu arada odasında, yalnız, zifiri karanlıkta uyuyor. Hatta gündüz uykularını da rahat yapabilmesi için normal perdesinin altına karartıcı bir perde daha diktirdik.
Uzun lafın kısası uyku bebeğe öğretilebilecek bir alışkanlık. Bebek nerede ve nasıl uykuya dalmaya alıştıysa o şekilde devam edecektir ve Pınar Hanım’ın deyişiyle ‘’uyumayı sevmeyen bebek yoktur’’…